Genel Psikoloji

Otizm ve Klinik Özellikleri

Tanım

Otizm, 1943 yılında Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. Otizm genel olarak; toplumsal etkileşim ve iletişim alanlarında belirgin geriliğin, yineleyici davranışların ve kısıtlı ilgi alanlarının olduğu bir rahatsızlıktır.

Yaklaşık olarak 1000’de 1 oranında gözlenmektedir. Erkeklerde kızlara göre 4-5 kat daha sık görülmekle birlikte kızlarda daha şiddetli seyrettiği gözlenmiştir.

 

Nedenleri

Tanımlandığı günden beri bu konuda çeşitli teoriler ortaya atılmakla birlikte kesin nedeni henüz saptanamamıştır. İlk zamanlarda Aşılar ve Ağır Metaller (Kuşun ve Civa vs) gibi kimyasal maddeler ve Soğuk Anne Modeli gibi psikolojik etkenler suçlanmıştır. Son dönemlerde ise yapılan çalışmalarda genetik faktörlerin ön planda olduğu saptanmıştır. Yapılan ikiz kardeş çalışmaları ve kromozom analizleri de genetik temelleri destekler niteliktedir. Ayrıca Mental Retardasyon, Tubero-skleroz, Frajil-X sendromu ve Epilepsi gibi rahatsızlıkların sık şekilde görülmesi genetik temele işaret etmektedir.

 

Klinik Özellikleri

Otizm, 3 yaşından önce başlayan ve 3 temel alanda problemlerin görüldüğü bir rahatsızlıktır.

  1. Karşılıklı Sosyal Etkileşim

Çocuğun etrafındaki kişilerle etkileşime girmediği, akranları ile karşılıklı oyun oynamadığı, anne-babasının seslenmelerine tepki vermediği görülür. “İca” (Ceee) gibi karşılıklı sosyal etkileşim gerektiren oyunlara katılmadığı gözlenir. Yüz ifadeleri duygusuz ve göz teması kısıtlıdır. Etrafındakilerle mümkün olduğunca fiziksel temas kurmamaya çalışır. Özellikle bebeklik döneminde  anne babasının rahatlatılma davranışına kapalı oldukları görülür.

  1. İletişim

Konuşma  yeteneği kısıtlı veya gelişmemiştir. Konuşabilenlerin ise anlamsız kelimeler kullandıkları görülür. Karşılıklı iletişimleri azalmış veya kaybolmuştur. İsteklerini konuşmaktan ziyade işaretle anlatma eğilimindedirler. Bay-bay yapma, selamlaşma gibi sosyal davranışları yapmazlar. TV seyretmeye (özellikle reklamlara ve müzik kliplerine) aşırı düşkünlükleri görülmektedir.

  1. Yineleyici Davranışlar ve Kısıtlı İlgi Alanları

Oyuncaklarla geleneksel şekillerin  dışında oyun oynadıkları görülür. Örneğin oyuncak arabaların sadece tekerleklerine ilgi gösterdikleri görülür. Çamaşır makinesi gibi dönen cisimlere, zincir ve kolye gibi sallanan objelere aşırı ilgileri bulunmaktadır. Parmak ucunda yürümeleri ve kendi etrafında sallanma hareketleri sık şekilde görülmektedir. Sürekli aynı kıyafetleri giyme, aynı yoldan gitme gibi aynılıkta ısrarları bulunmaktadır.

Tedavi

Otizm’in bilinen kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda Özel Eğitim’in en etkili tedavi yöntemi olduğu saptanmıştır. İyi, kaliteli ve etkin özel eğitim ile Otistik çocuğun bağımsız bir hayata geçmesi hedeflenmektedir. Özel eğitime ne kadar erken başlanırsa etkinliği o kadar artmaktadır.  Diyet programları ve hiperbarik oksijen tedavisi çeşitli yerlerde alternatif tedavi seçeneği olarak gösterilirken bu konuda kanıtlanmış ve uluslararası kabul görmüş bir çalışma bulunmamaktadır.

Otizm tanısının konulması ve tedavilerinin planlanması Çocuk ve Ergen Psikiyatristleri tarafından yapılmaktadır. Otistik çocukların düzenli aralıklarla takip edilip gelişimlerinin değerlendirilmesi de yine Çocuk ve Ergen Psikiyatristleri tarafından yapılmaktadır. Ayrıca ailelere danışmanlık hizmeti verilerek yardımcı olunmaktadır.

Birleşmiş Milletler 2008 yılında 2 Nisan’ı “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak  ilan etmiştir. Dünya’da otizm konusundaki bilinçlenme her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde de ailelerin ve öğretmenlerin bilinçlenmesi ile otistik çocukların erken yaşlarda saptanması ve özel eğitime yönlendirilmesi sağlanacaktır. Unutmayalım ki, özel eğitime ne kadar erken başlanırsa o kadar etkili olmaktadır.

You may also like...