Amerika’da ve Avrupa’da sık bir şekilde görülen boşanma son dönemlerde ülkemizde de artmaktadır. Amerika’da yapılan çalışmalarda, çocukların tek ebeveynle yaşama oranı %22,5 olarak saptanmıştır.
Boşanma süreci ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda sorunların temel kaynağının eşlerin duygusal davranışları olduğu ve evliliğin niteliği, sosyoekonomik koşullar gibi nedenlerin ise etkisinin olmadığı saptanmıştır.
Mahkemeye başvuru ve mahkeme kararı evrelerinde strese bağlı olarak sıklıkla ebeveynlerde duygusal dengesizlikler ve öfkelenmeler gözlendiği ancak boşanma sonrasında daha düzenli ve kararlı bir yapıya geçtikleri saptanmıştır.
Yapılan çalışmalarda boşanmadan 10 yıl sonra bile kadınların yarısının, erkeklerin ise %33’ünün eski eşlerine karşı halen öfkeli oldukları belirlenmiştir.
Boşanma ebeveynler üzerinde stres yaratmakta ve onları olumsuz etkilemektedir. Bu çocuk ve ergenler için de geçerlidir. Bir gün kendisinin de bırakılacağını ve terk edileceğini düşünür. Beslenme, barınma, giyinme gibi yaşamsal alanlarda sorunlarla karşılaşabileceğini düşünüp korkar.
Yapılan çalışmalarda ilk 18 aylık dönemde ruhsal, zihinsel ve sosyal yönlerden etkilendikleri saptanmıştır. Bu dönemde görülen en sık etkilenme belirtileri; huzursuzluk, sinirlilik, saldırganlık, tutturma, uyumsuzluk, kurallara uymama, ağlama, içe kapanma, karın ağrısı, baş ağrısı, okula gitmede isteksizlik ve ders başarısında düşüştür. Ayrıca bu dönemlerde Depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar da sık bir şekilde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda boşandıktan 5 yıl sonra çocukların %33’ünün daha düşük işlevsellik düzeyinde oldukları ve 3’te 1’inin de çatışması devam eden anne baba arasında kalmaya devam ettiği saptanmıştır. Uzun süren çatışmalı ortamda büyüyen çocukların kendi evliliklerini sağlamlaştırmadan çocuk sahibi olmak istemedikleri ve çocuklarına ayni sıkıntıları yaşatmak istemedikleri saptanmıştır.
Bazen ebeveynlerden birinin yoğun bir şekilde hissettiği bağlanma ihtiyacını karşılamak için çocuğuna yaslandığı ve belli bir süreden sonrada çocukta ebeveynin suçluluk hissinden ve kaygılarından dolayı kişilik yapısında değişiklikler geliştiği ve çocuğun kendini o ebeveyne adayarak kendi gelişimini ve gelecekteki evliliğini riske attığı saptanmıştır.
Çocukların etkilenme düzeylerini yaşlarına göre inceleyecek olursak, özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarda boşanmanın etkilerini tam olarak anlayamadıkları ve bu durumun kendilerinin yaptığı bir davranıştan kaynaklandığına inandıklarını, kendilerini suçlu hissettiklerini ve kendilerinin de bir gün terk edileceğini düşündükleri tespit edilmiştir. Ebeveynlerinin kendisini eskisi gibi sevemeyeceğini düşünür. Ebeveynlerine daha çok bağlandıkları, ayrılmak istemedikleri ve ayrılmaları sırasında ağladıkları gözlenir. Ayrıca; tutturma, parmak emme, yemek ve uyku sorunları, idrar ve kaka kaçırma problemlerine de sık bir şekilde rastlanmaktadır.
6 ile 8 yaş arası çocuklarda, çocuk boşanmayı ve etkilerini daha iyi kavramaya başlar. Birlikte yaşadığı ebeveyne karşı daha sinirli ve saldırgan olduğu görülür. Özellikle okul gibi ortamlarda uyum sorunları, kurallara uymama, kavgacılık gibi davranış sorunları daha sık görülmeye başlar. Erkeklerde kızlara oranla daha sık problemler gözlenir.
9 ile 12 yaşları arasında ise boşanmaya her iki ebeveynin açısından bakmaya başlamaktadırlar. Ebeveynlerin hangisine nasıl davranması gerektiğini düşünmeye başlar ve duygularını daha iyi ifade etmeye başlar.
Ergenlik dönemi ile birlikte ebeveynlerini daha olgun bir şekilde değerlendirmeye başlar. Boşanmalarını ve etkilerini yeniden hissetmeye ve yine tepki göstermeye başlar. Her iki ebeveyninin karakteristik özellikleri ile boşanmalarını yeniden değerlendirir.
Kız çocukların, boşanmanın ilk zamanlarında fazla tepki göstermedikleri ancak ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde daha belirgin sorunlarla karşı karşıya kaldıkları saptanmıştır. Erkek çocuklarda ise, özellikle okul döneminde, etkilenmenin en fazla olduğu tespit edilmiştir. Sıklıkla ders başarısında düşüş gözlenir. Oyunlara daha çok vakit ayırdıkları ancak oyun konularının giderek daraldığı, bazen daha agresif oyunlara yöneldikleri ve sıklıkla sosyal açıdan daha izole ve içe kapanık bir hayat yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu belirtilerin tümü boşanma sırasında çocuk ve ergenin karşılaşmış olduğu stres faktörlerine, bunların şiddetine ve mizaç özelliklerine bağlı olarak değişebildiği vurgulanmaktadır.
Tedavi
Boşanma dinamik ve karmaşık bir süreçtir. Boşanmış aileden gelen çocukların daha sonraki gelişim evrelerinde yakın bağlanma ilişkilerinde yüksek kaygı yaşadıkları, sadakatsizlik ve ihanet beklentisi içinde oldukları gözlenmiştir. Ayrıca boşanma, çocuk ve ergende duygusal dalgalanmalara yol açmakta ve buna ciddi davranışsal belirtiler ve psikiyatrik bozukluklar eşlik edebilmektedir. Bu amaçla ayrılık ve boşanma ile ortaya çıkan stres ve krizle baş etmede aileye ve çocuğa ve/veya ergene danışmanlık verilmesi, uygun olgularda psikoterapi uygulanması, Depresyon gibi psikiyatrik problem saptanan olgularda ilaç tedavisi başlanması kullanılan yöntemlerdir.
