Son yıllarda ülkemizde çocuklara karşı yapılan ihmal ve istismarda kaygı verici bir artış görülmektedir. İhmal ve istismar, sadece mağduru ve ailesini değil tüm toplumu derinden etkileyen toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çocuğa yönelik ihmal, çocuklara yapılan kötü muamelenin en yaygın görülen şeklidir. İhmal, görünür bir yara ve iz bırakmadığı için istismar kadar dikkat çekmemekte ve fark edilmemektedir. Ancak ihmal de, çocukta istismar kadar uzun ve kalıcı hasarlara yol açabilmektedir. Çocuklara yönelik ihmal daha çok fiziksel ve duygusal alanlarda meydana gelirken istismar ise fiziksel, cinsel ve duygusal alanlarda meydana gelmektedir.
Çocuklara yönelik cinsel istismar, ebeveynlerin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin, kendi cinsel isteklerini tatmin etmek için çocuğu kullanması olarak tanımlanmaktadır. Bu amaç için erişkin çocuk üzerinde güç kullanmaya, onu korkutmaya, tehdit etmeye, kandırmaya veya ikna etmeye çalışır. Cinsel istismar çeşitli şekillerde görülebilir. Bunlar arasında; cinsel içerikli konuşma, teşhircilik, röntgencilik, çocuğa cinsel içerikli film vb. gösterme/izletme, cinsel ilişkiye tanık olmaya zorlama, çocuğa zorla dokunma, çocuğun dokunması için zorlama, çocuğa sürtünme, çocukla cinsel ilişki kurma, çocuğu pornografik yayınlarda kullanma ve çocuğu fuhuşa zorlama sayılabilir.
Cinsel istismara uğrayan bireylerdeki belirtiler
Cinsel istismara uğrayan çocuklarda görülen belirtiler yaşa göre değişmekle birlikte en sık görülen belirtiler altta belirtilmiştir. Bunlar;
- Yürüme ve oturmada zorluk çekme,
- Yırtılmış, lekeli veya kanlı iç çamaşır,
- Genital bölgede ağrı, şişkinlik, kızarıklık, kanama ya da kaşıntı,
- Genital bölgenin dışında bereler, kanama ya da yırtıklar,
- İdrar yaparken ağrı,
- İdrar kaçırma,
- Kaka kaçırma,
- Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tespiti,
- Yaşına göre uygun olmayan cinsel bilgi sahibi olma,
- İçe kapanma ve etrafından uzaklaşma,
- Donuklaşma, üzüntülü ve ağlamaklı olma,
- Akran ilişkilerde zorlanma,
- Fiziksel temastan veya yakınlıktan kaçınma,
- Ani ve aşırı kilo değişimi (zayıflama ya da şişmanlama)
- Belli yerlerden ve kişilerden çok fazla korkma,
- Tanıdık bir yetişkinden kaçma ya da kaçınma,
- Öğrenmede güçlük,
- Ders başarısında düşme,
- Okula gitmede isteksizlik.
Cinsel istismara uğrayan çocukların sıklıkla kendilerini suçlu hissettikleri, utandıkları, içe kapandıkları, etrafına yönelik güvensizlik hissettikleri, uykuya dalmada zorlandıkları, kabus gördükleri, öfke nöbeti geçirdikleri ve iştah sorunları yaşadıkları görülmektedir.
Cinsel istismara uğrayan bir çocukta ne yapalım?
Bir çocuğun başından geçen bir cinsel istismarı anlatması çok zordur. Dolayısı ile bunu ifade ederken zorlanmış olabileceğini dikkate alarak onu başından geçenleri kolaylıkla anlatabileceği ve konuşmanızın kesilmeyeceği uygun bir yere götürünüz. Onu başından geçenleri anlatması için cesaretlendiriniz. Ancak çocuk anlatırken soğukkanlı olmaya ve sürekli soru sormamaya özen gösteriniz. Bahsetmiş olduğu şeylerle ilgili olarak onunla asla dalga geçmeyiniz. Çocuğunuzun size söyledikleri mantıklı ve gerçekçi gelmese dahi onu mutlaka dikkatle dinleyiniz ve ardından durumu Polise, Sosyal Hizmetlere ve doktorunuza bildirin.
Cinsel istismardan korumak için neler yapalım?
Bu konuda yapılması gereken çocuklara cinsel eğitim verilmesidir. Cinsel eğitim bir pornografi değildir. Çocuğa bedenini, cinsel organlarını ve cinsiyetini anlatan bir eğitim programıdır. Çocuğa cinsel organlarının mahremiyet içerdiğini, kimseye göstermemesi ve dokundurtmaması gerektiğini içermelidir. Anne babalar çocuklarına nasıl bir cinsel eğitim verecekleri ile ilgili olarak bir çocuk ve ergen psikiyatristinden destek alabilirler. Bunun yanında Prof. Dr. Bengi Semerci’nin yazılmış olan “Çocuklarımızla Cinsellik Hakkında Nasıl Konuşmalı” kitabını ve Pro Familia tarafından yazılan “Bedenim Bana Ait” isimli çocuk kitabını okuyabilirler.
Son olarak, çocukların istismardan bahsetmesinin çok zor olduğunu, çocuk böyle bir şey dile getirmişse doğru olabileceğini unutmayınız. Çocuğun istismarının engellenmesi için size de görevler düştüğünü, bu nedenle olayı asla “çocuk işte, ne söylediğini bilmiyor” olarak görmeyiniz. Belki de çocuk bu olayı başka birisine anlatmayacaktır.
